Kuyucaklı Yusuf Kitap İncelemesi

0
80

Sabahattin Ali’nin yazdığı ilk roman olan Kuyucaklı Yusuf, heyecanı sürekli üst seviyeye taşıyan ve okurken zaman mekan algınızı yitirebileceğiniz bir roman.

Kuyucaklı Yusufromanının giriş kısmından romanın bizi nerelere götüreceği hakkında bilgimiz yokken damarlarımıza adrenalin pompalanmaya başlıyor: 1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak Köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.

Romanın ilk cümlesinden heyecanın dorukta başladığı romanda olayın hemen ardından hikayenin başkarakteri olan Kuyucaklı Yusuf’la tanışıyorsunuz. Hikayenin gerçekçi ve bir o kadar da derinden olması okuyucuyu yakalayan en önemli etken olarak görünüyor. Bunun yanı sıra bol bol betimlemelere yer verilmesi okurken adeta bir film izler gibi olayları takip etmenizi ve her olayda bazı toplumsal değişiklik ve değerleri sorgulamanızı sağlayacak bir tarza sahip olmasını sağlıyor.

Olay zinciri 1903 yılında yağmurlu bir sonbahar gününde başlıyor ve seferberliğin ilanı olan 1914 yılına kadar devam ediyor. Olaydaki 11 yıllık zaman diliminde pek çok tarihi olay ve bu olayların Anadolu’daki yansımaları üzerinde duruluyor. Bu tarihi olayların içerisinde ise başta Meşrutiyetin ilanı olmak üzere, seferberlik ve Balkan Savaşı da yer alıyor. Zaman algısı olarak soğuk ve gece saatlerinde kötü olaylar geçiyor bunda ise Sabahattin Ali tarafından kullanılan romantik yazım anlayışının rolü büyüktür.

Roman ele alınırken 3. Tekil kişi ağzı ile olaylar anlatırken, anlatıcı bazen araya girerek kendince yorumlarda bulunuyor. Özellikle evlilik ile ilgili düşüncelerde anlatıcının kendi düşüncelerini kattığı paragraflar ve “…anlatacağımız gecenin ertesi günü…” gibi örnek cümleler geçiyor.

Sabahattin Ali’nin o dönemin yazım ve edebi akımların etkisi düşünüldüğünde oldukça sade bir Türkçe ile çoğunlukla düz cümleler ile eserini yazdığını görüyoruz. Romanda diyalog ve konuşmalar daha azınlık bir konumda yer alırken; anlatma ve betimlemelerin çoğunlukta olduğu bir yazım stili benimsenmiştir diyebiliriz.

Hikaye her ne kadar Anadolu’da Kuyucak köyünde başlasa da kısa süre sonra olaylar Nazilli’ye taşınır ve hikayenin büyük bir kısmı Edremit’te geçer. Hikayede olayların geçtiği yer tipik bir Anadolu kasabası olarak çiziliyor ve Anadolu’daki yerel yaşamın güçlü bir gözlem gücü ile romanda yer alması kasaba yaşamını daha gerçekçi bir şekilde betimleyebilmenizi sağlıyor. Tüm ölüm ve yaralama olayları hep kasaba içerisinde gerçekleşiyor. Romandaki yer analizleri aynı zamanda yapay ve doğal çevre olarak ikiye ayrılıyor: Doğal çevre; masumiyet, temizlik ve huzurla simgelenirken, yapay çevre olan kasabada; bozulmuşluk, eşitsizlik ve ölüm simgeleniyor.

Romandaki olaylar, haksızlığa ve zulme isyan eden, dürüst ve yoksul bir genç olan Kuyucaklı Yusuf’un çevresinde dönüyor. Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusufromanını zorbalıkla ezilen halktan yana olan anlatıcı okurda nefret, sevgi, acıma ve isyan duyguları uyandırarak toplumsal değerleri ve yaşanan kötü olaylar karşısında insanların izledikleri duyarsız tutum konusunda okurun özeleştiri yapmasını amaçlıyor.

KÜNYE
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım: 77. Baskı
Sayfa: 221
Moderatör: Onur Yalnız

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here