1866 yılında Londra’nın Bromley semtinde dünyaya gelen H. G. Wells  sosyalist kimliği ile ön plana çıkıyordu. Aynı zamanda gazeteci ve tarihçi olarak da anılıyordu. Memur ve esnaf çocuğu olan H. G. Wells çocukluk yıllarını yoksulluk içerisinde geçirmiştir. 14 yaşına kadar maddi sorunlarla boğuşan Wells , okulu zorla bitirip daha sonra çeşitli yerlerde çıraklık yapmaya başlamıştır. Fakat çırak olarak çalıştığı yerlerden düşüncelerini açıkça belirttiği için çok süre geçmeden kovulmuştur. Her şey bitti, tüm umutlar tükendi derken 18 yaşında bir dil bilgisi öğretmeninin yanında çıraklığa başladığı zaman, Kraliyet Kolejinde ücretsiz olarak biyoloji bölümünü okumaya hak kazandı. Bitmek bilmeyen okuma sevdası H. G. Wells’in bu yolda önünü açarak ileride çok farklı yerlere getiren olayların başlangıcını teşkil etmiştir.

H. G. Wells, yayınladığı romanları ile oldukça büyük başarılar elde etmiştir. Özellikle yaptığı öncülükler sayesinde adını tarihin tozlu sayfalarına altın harflerle  yazdırmıştır. Bilim kurgu, komedi, savaş  ve aklınıza gelebilecek bir çok türdeki eserlere öncülük etmiştir.

1Akraba Evliliği Yaptı

H. G. Wells, 1891 yılında kuzeni Isabel Mary Wells ile akraba evliliği yapmıştır. 3 yıl süren evliliğin sonunda Wells, okuldan bir öğrencisine aşık olup  bu evliliği bitirmiştir.

2Avrupa Birliği’nin Kurulmasını Tahmin Etti

H. G. Wells, 1901 yılının başlarında yayınladığı bir yazısında “a Federal Europe” yazısı ile Avrupa Birliğinin kurulacağını önceden tahmin etmiştir. Üstelik bununla kalmayıp Almanya’nın buraya girme konusunda isteksiz olacağını ekleyerek bunun savaşlara yol açacağını yazmıştır.

3Aktivitelere Farklı İsimler Koyuyordu

Wells, resim ve taslak çizme işlemlerine hiçbir dilde yeri olmayan “picshuas” adını veriyordu. Kimse bunun ne anlama geldiğini ve neden bu ismi söylediğini bilmemektedir.

4Wells ve Evrim

 

H. G. Wells’in eğitim aldığı zamanlarda beraber çalıştığı hocalardan biri de Thomas Henry Huxley’di. T. H. Huxley ise evrimi agresif bir şekilde savunması ile “Darwin’in Bulldog’u” lakabını almıştır. Evrim Teorisi ise Wells’in çoğu kitabına yansımıştır. Özellikle “Zaman Makinesi” adlı kitabında ana karakterin geleceğe gitmesi ve akabinde evrimin sonuçları ile iki ırkın savaşını görmesi bunun en önemli kanıtlarından biridir.

51914 Yılında 30 Sene Sonra Atılacak Atom Bombasını Tahmin Etti

Yayınladığı bilim kurgu romanı olan “The World Set Free” kitabında yakın tarihteki bir savaşı ön görüp başarılı olmuştur. Fakat Wells’in bu kitabında fark edilmeyen başka bir detay daha bulunuyordu. Atom bombası. Wells kitabında atom bombalarını tarif ederek 30 yıl sonra bu bombaların kullanılacağını belirtmiş ve tahmini doğru çıkmıştır. Fakat bu tahminin başarılı çıkmasının ardında Leo Szilard adlı fizikçi yatmaktadır. Leo, Wells’in kitabını okuduktan sonra atom bombası konusunda kendisine bu yazıyı ilham almıştır. Ardından atom bombası keşfine öncülük ederek bombayı icat eden kişiler arasına adını yazdırmıştır.

6Meclise Girmek İstedi Fakat Başarısız Oldu

 

H. G. Wells, iki yıl üst üste meclise girmek için denemede bulundu fakat bu denemeler başarısız oldu. Meclise girmek istemesinin nedeni ise sahip olduğu görüş ve fikirleri daha geniş kitlelere güvenli bir şekilde yayabilmekti.

7Wells Verne’ye Karşı

Bilim kurgunun dev isimlerinden biri olan Jule Verne ile sık sık karşılaştırılmaya tabi tutulan Wells bunun hakkında şu yorumu yapmıştır: “ Verne’nin bilimin nereye gideceği yolunda tahminleri isabetlidir ;ama benim tarzım daha çok bilimin yola açacağı durumlarda insanların davranışları ve tepkileri olmuştur”.

Gerçekten de Wells bunu çoğu kitabında başarmıştır. Görünmezlik, uzaylı istilası veya zaman yolculuğu gibi konuların bilimsel tarafını bir şekilde okuyucuya inandırmış ve daha sonra ilgiyi akabinde gelişen sosyo-kültürel olaylara çekmeyi çok iyi bir şekilde başarmıştır.

8Eseri Gerçek Sanıldı ve Büyük Paniğe Yol Açtı

H.G Wells’in yazmış olduğu “The War of the Worlds” kitabı Orson Welles tarafından bir radyo aracılığı ile tiyatro oyununa dönüştürülmüştü. Bu esnada yayını dinleyen kişiler tiyatro uyarlamasını gerçek sanıp savaş başladığını zannetti. Böylelikle kısa süreli bir panik anı ve kaos yaşandı. Sokağa dökülen kişiler savaş için kendilerine erzak depolamaya başlamıştı.

 

9Wells ve Atatürk

H. G. Wells Nutuk’da atıf yapılan tek yabancıdır. Bunu daha iyi anlayabilmek için bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyoruz. İşte atıf yapılan o bölüm:

“Millete şunu da hatırlattım ki, kendimizi dünyanın hâkimi zannetmek gafleti artık devam etmemelidir. Dünyanın durumunu ve dünyadaki gerçek yerimizi tanımamaktaki gafletle, gafillere uymakla milletimizi sürüklediğimiz felâketler yetişir! Bile bile aynı faciayı devam ettiremeyiz. Efendiler, İngiliz tarihçilerinden Wells, iki yıl önce yayınlanan bir tarih yazdı. Eserinin son sayfaları ‘Dünya tarihinin gelecekteki safhası’ başlığı altında bazı düşünce ve görüşleri içine almaktadır. Bu görüşlerin yönelmiş olduğu hedef ‘Un gouvernement fédéral mondial’ yani ‘birleşik bir dünya devleti’ dir. Wells, bu bölümde, birleşik bir dünya devletinin nasıl kurulabileceğini ve böyle bir devletin önemli ayırıcı özellikleri ile ilgili tasavvurlarını belirtiyor; adaletin ve tek bir kanunun hâkimiyeti altında dünyamızın ne durumda bulunacağını tahayyül ediyor. Wells, ‘bütün hâkimiyetler tek bir hâkimiyet içinde eritilmezse, milliyetlerin üstünde bir kuvvet meydana çıkmazsa, dünya mahvolacaktır’ diyor ve ‘gerçek devlet, çağdaş hayat şartlarının bir zaruret haline getirdiği birleşik dünya devletinden başka bir şey olamaz’; ‘hiç şüphe yoktur ki, insanlar kendi icatları altında ezilmek istemezlerse er geç birleşmeye mecbur olacaklardır’ görüşünü ileri sürüyor. ‘İnsanlığın dayanışması ile ilgili büyük hayallerin sonunda gerçekleşmesi için ne yapmak ve neyin önüne geçmek gerekeceğinin doğru olarak bilinmediği’ ve ‘saldırgan bir dış siyaset geleneğine sahip olan devletlerin, birleşik bir dünya devleti tarafından güçlükle temsil edilebileceği’ de bildiriliyor. Wells’in ‘Avrupa ve Asya’nın felâketleri ve ortak ihtiyaçları, belki dünyanın bu iki parçasındaki milletlerin bir dereceye kadar birleşmesine yardım edecektir’, ‘olabilir ki, dünya ölçüsünde bir birleşmeye gidilmeden önce, bir sıra bölgesel birleşmeler yapılabilir’ şeklindeki düşüncelerini de kaydedeyim. Efendiler, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, Hristiyanlığı, Müslümanlığı, Budizmi bir yana bırakarak basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak duruma getirilmiş saf ve lekesiz bir dünya dininin kurulması ve insanların, şimdiye kadar kavgalar, çirkeflikler, kaba istek ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek, bütün vücutları ve zekâları zehirleyen zararlı tohumları yok etmeye karar vermesi gibi şartların gerçekleşmesini gerektiren ‘birleşik bir dünya devleti’ kurma hayalinin tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here